Yapay zekânın hata yapabildiğini biliyoruz. Buna rağmen doğru tasarlanmış bir yapay zekâ sistemi, noterlik işlemlerindeki eksiklikleri ve tutarsızlıkları daha erken görünür hâle getirebilir, vatandaşın neye imza attığını daha iyi anlamasına yardımcı olabilir ve işlem kontrollerini ölçülebilir hâle getirebilir.
Güvenilirlik, tek bir insanın veya tek bir yazılımın hiç hata yapmaması değil; farklı kontrol katmanlarının birbirlerinin gözden kaçırdıklarını yakalayabilmesidir.
İlk yazıda yapay zekânın noterlik işlerinde kullanılıp kullanılamayacağını, ikinci yazıda yapay zekâya hangi verilerin verilebileceğini, üçüncü yazıda ise bu dönüşümün yasaklarla mı yoksa denetlenebilir kurallarla mı yönetilmesi gerektiğini ele almıştık.
Şimdi ise farklı bir soruya cevap arıyoruz:
Hata yapabilen bir teknoloji, noterlik işlemlerini nasıl daha güvenilir hâle getirebilir?
Güvenilirlik, kusursuz bir sistem kurmak değildir
Yapay zekâya karşı en sık dile getirilen itirazlardan biri haklıdır:
Yapay zekâ da hata yapıyor.
Gerçekten de yapay zekâ yanlış yorumlayabilir, metinde bulunmayan bir sonucu varmış gibi gösterebilir veya kendisinden emin bir dille hatalı cevap verebilir.
Ancak burada karşılaştırmayı yapay zekâ ile kusursuz bir insan arasında yapmamak gerekir. Çünkü noterlik işlemleri de insanlar tarafından, çoğu zaman yoğunluk ve zaman baskısı altında yürütülmektedir.
- İnsan benzer belgeler arasındaki küçük bir farkı gözden kaçırabilir.
- Aynı gün içinde defalarca yaptığı bir işlemde alışkanlıkla hareket edebilir.
- Uzun bir metindeki çelişkiyi fark etmeyebilir.
- İki farklı belgede yer alan bilgileri zihninde eksik ilişkilendirebilir.
- Vatandaşın işlemi anladığını varsayabilir.
Yapay zekâ ise farklı türde hatalar yapar.
Bu durumda yapılması gereken, insanı yapay zekâ ile değiştirmek değildir. İki farklı kontrol mekanizmasını birbirinin arkasına koymaktır.
İnsan ve yapay zekâ aynı noktada aynı kararı vermeye çalışmamalı; birbirlerinin gözden kaçırabileceği farklı riskleri kontrol etmelidir.
Noterlikte asıl güven yalnızca doğru belge değildir
Noterlik işlemlerindeki güvenilirlik çoğu zaman belgenin biçimsel doğruluğu üzerinden değerlendirilir.
Bir kişi noterliğe geldiğinde genel olarak ne yapmak istediğini biliyor olabilir. Bir taşınmazı satmak, bir kişiye vekâlet vermek, bir şirket adına işlem yapmak veya bir taahhütte bulunmak istiyordur.
Ancak işlemin gündelik dildeki amacı ile imzaladığı metnin hukuki kapsamı her zaman aynı açıklıkta olmayabilir.
- Verdiği yetkinin ne kadar geniş olduğunu,
- Yetkinin hangi işlemleri kapsadığını,
- Hangi yükümlülükleri üstlendiğini,
- İşlemin ne zaman ve hangi şartlarla sona ereceğini,
- Bir hakkı devredip devretmediğini,
- İşlemin daha sonra nasıl sonuçlar doğurabileceğini
tam olarak anlamamış olabilir.
Bir belgenin vatandaşa okunması ile vatandaşın o belgeyi gerçekten anlaması aynı şey değildir.
“Okudum ve anladım” ifadesinin metinde yer alması da tek başına anlamanın gerçekleştiğini göstermez.
Noterliğe duyulan güvenin önemli nedenlerinden biri tam da burada ortaya çıkar. Vatandaş yalnızca imzasının doğrulanmasını değil; iradesinin doğru metne dönüştürüldüğünden ve ne yaptığının kendisine anlaşılır biçimde açıklandığından emin olmak ister.
Bu nedenle noterlikte yapay zekânın en değerli kullanım alanı daha hızlı belge yazmak değil, vatandaşın işlemi daha iyi anlamasına yardımcı olmak olabilir.
Yapay zekâ vatandaşın işlemi anlamasına nasıl yardımcı olabilir?
Yapay zekâ, işlem metninin yerine geçmeyen fakat onu sadeleştiren ikinci bir açıklama oluşturabilir. Örneğin sistem, işlem tamamlanmadan önce vatandaş için kısa bir özet hazırlayabilir.
Ancak burada önemli bir sınır vardır. Yapay zekâ tarafından hazırlanan açıklama hiçbir zaman işlemin asıl metninin yerine geçmemelidir. Vatandaşa nihai ve kontrolsüz bir hukuk açıklaması olarak sunulmamalıdır.
Daha güvenli model şudur:
-
Açıklama taslağını hazırla
Yapay zekâ, işlem metnine dayanarak sade ve kısa bir açıklama taslağı üretir.
-
Dayanak bölümleri göster
Açıklamanın hangi belge bölümlerine dayandığı açıkça işaretlenir.
-
İnsan kontrolünden geçir
Noter veya yetkili personel açıklamayı kontrol eder ve gerekli düzeltmeleri yapar.
-
Vatandaş görüşmesinde yardımcı araç olarak kullan
Özet, vatandaşla noterlik personeli arasına girmez; işlemin daha açık anlatılmasını kolaylaştırır.
Vatandaşın anlaması nasıl kontrol edilebilir?
Vatandaşın işlemi anladığını ölçmek için yüz ifadesi analizi, duygu tespiti veya benzeri tartışmalı yöntemlere ihtiyaç yoktur.
Bunun yerine işlem türüne göre hazırlanmış birkaç tarafsız doğrulama sorusu kullanılabilir.
- Bu işlemle hangi yetkiyi verdiğinizi kendi cümlenizle açıklayabilir misiniz?
- Bu yetkinin hangi tarihe kadar geçerli olduğunu biliyor musunuz?
- İşlem sonucunda hangi hakkınızın veya sorumluluğunuzun değişeceğini anladınız mı?
- Metinde sizin için açıklanmasını istediğiniz başka bir bölüm var mı?
Bu sorular vatandaşı sınava sokmak için kullanılmamalıdır. Vatandaşa puan verilmemeli, kişinin yeterliliği hakkında otomatik bir karar oluşturulmamalıdır.
Amaç yalnızca açıklanması gereken bir nokta kalıp kalmadığını anlamaktır.
Yapay zekâ vatandaşın anlayıp anlamadığına karar vermez; anlaşılmamış olabilecek noktaların fark edilmesine yardımcı olur.
Üç ayrı kontrol katmanı kurulmalıdır
Noterlik işlemlerinde güvenilir bir yapay zekâ sistemi kurulacaksa her kontrolü yapay zekâya vermek doğru olmaz.
Zorunlu alanlar, kimlik numarası, tarih, süre, kayıt durumu, belge bulunup bulunmadığı ve sistemler arası kesin eşleşmeler klasik yazılım kurallarıyla kontrol edilmelidir.
Kesin kontrol, kesin çalışan yazılım tarafından yapılmalıdır.
Yapay zekâ, işlem talebi ile hazırlanan metin arasında anlam farkı olup olmadığını, belgelerdeki sıfatları, yetki ifadelerini, tutarları ve süreleri karşılaştırabilir.
Burada yapay zekâ karar değil, dayanaklı uyarı üretmelidir.
Tarafların gerçek iradesi, işlem ehliyeti, açıklamaların yeterliliği, hukuki değerlendirme ve işlemin tamamlanıp tamamlanmayacağı insan tarafından belirlenmelidir.
Yapay zekâ burada karar mercii değildir.
Kesin kuralları klasik yazılım denetlemeli, belgeler arasındaki anlam ilişkilerini yapay zekâ incelemeli, iradeyi ve hukuki sonucu ise insan değerlendirmelidir.
Yapay zekâ neden uyardığını da göstermelidir
Bir yapay zekâ sisteminin “Riskli olabilir” demesi tek başına yeterli değildir.
Noterlik personeli şu soruların cevabını görebilmelidir:
- Sistem neden uyarı verdi?
- Hangi belge veya bilgiye dayandı?
- Birbiriyle çeliştiğini düşündüğü ifadeler hangileri?
- Bu kesin bir kural ihlali mi, yoksa yorum gerektiren bir farklılık mı?
- Benzer uyarılar daha önce ne sıklıkla doğru çıktı?
Her uyarının altında ilgili metin bölümleri gösterilmelidir. Noterlik personeli uyarıyı kabul edebilmeli, gereksiz bulabilmeli veya ek inceleme isteyebilmelidir. Verilen karar da sistemde kayıt altına alınmalıdır.
Böylece yapay zekâ görünmez bir kara kutu olmaktan çıkar ve denetlenebilir bir ikinci kontrol mekanizmasına dönüşür.
Her uyarı aynı önemde olmamalıdır
Sistem yüzlerce gereksiz uyarı üretirse bir süre sonra personel uyarıları okumamaya başlar. Bu durum, teknoloji dünyasında “uyarı yorgunluğu” olarak bilinir. Gerçekten önemli bir uyarı da çok sayıdaki gereksiz bildirim arasında kaybolabilir.
Yapay zekânın bazen hiçbir şey söylememesi gerekir
Yapay zekâ sistemlerinin sorunlarından biri, yeterli bilgiye sahip olmadıklarında bile cevap vermeye çalışmalarıdır.
Noterlik gibi güvenin önemli olduğu bir alanda sistemin gerektiğinde şu cevabı verebilmesi gerekir:
Bu konuda güvenilir bir değerlendirme yapabilmek için yeterli bilgi bulunmamaktadır.
Gerekli belge eksikse, görüntü kalitesi yetersizse, işlem türü için yeterli kurumsal bilgi yoksa, kaynaklar çelişiyorsa veya sonuç doğrudan hukuki değerlendirme gerektiriyorsa sistem yorum üretmek yerine insan incelemesine yönlendirmelidir.
Her soruya cevap veren bir yapay zekâdan çok, hangi durumda cevap vermemesi gerektiğini bilen bir yapay zekâ daha güvenilir olacaktır.
Genel amaçlı bir sohbet uygulaması yeterli değildir
Böyle bir sistem, noterlik personelinin kullandığı genel amaçlı bir sohbet ekranından ibaret olamaz.
Kurumsal yapı içinde;
- Hangi işlem verilerinin kullanılabileceği önceden belirlenmeli.
- Kişisel veriler mümkün olduğu ölçüde maskelenmeli.
- Sistem yalnızca onaylanmış bilgi kaynaklarına dayanmalı.
- Kullanılan model ve bilgi kaynağı sürümleri kayıt altına alınmalı.
- Yapay zekâya gönderilen bilgiler ile alınan cevaplar denetlenebilir olmalı.
- Vatandaş verilerinin model eğitimi amacıyla kullanılmasına izin verilmemeli.
- Nihai işlem hiçbir zaman yapay zekâ tarafından otomatik olarak tamamlanmamalıdır.
Aynı işlem, farklı günlerde veya farklı model sürümlerinde farklı cevaplar üretebilir. Bu nedenle yalnızca sonucun değil, sonucun hangi model ve hangi bilgi kaynağı kullanılarak üretildiğinin de kaydedilmesi gerekir.
Sistem o gün, o belge için hangi uyarıyı verdi ve noterlik personeli bu uyarıyı nasıl değerlendirdi?
Güvenilirliğin arttığını nasıl anlayacağız?
Yapay zekânın noterliklerde kullanılması tek başına başarı değildir.
Kaç personelin sistemi kullandığı veya kaç yapay zekâ sorgusu yapıldığı da güvenilirlik ölçüsü sayılamaz.
Yapay zekâ kullanıldıktan sonra hangi hata ve uyuşmazlıklar azaldı?
Bunu anlayabilmek için uygulama başlamadan önce mevcut durum ölçülmelidir. İşlem türlerine göre aşağıdaki sonuçlar takip edilebilir:
- İşlem tamamlandıktan sonra yapılan düzeltmeler,
- Eksik belge nedeniyle tekrarlanan başvurular,
- Denetimlerde tespit edilen işlem hataları,
- Vatandaş şikâyetleri,
- İşlem kaynaklı tazminat talepleri,
- Disiplin süreçlerine yansıyan hata türleri,
- İşlemle ilgili açılan ve TNB'nin bilgisine ulaşan davalar,
- Aynı hata türünün farklı noterliklerde tekrarlanma oranı.
Noterlikler, Adalet Bakanlığının ve Türkiye Noterler Birliğinin gözetim ve denetimi altındadır. Bu mevcut denetim yapısı, yapay zekânın etkisini ölçmek için önemli bir veri kaynağı olabilir.
Ancak yalnızca toplam dava veya şikâyet sayısına bakmak yeterli değildir. Bir dava yıllar sonra sonuçlanabilir. Ayrıca dava sayısı işlem hacmine, işlem türüne ve vatandaşların dava açma eğilimine göre değişebilir.
Bu iki veri grubu birlikte değerlendirilirse sistemin yalnızca hızlı mı çalıştığı, yoksa gerçekten daha güvenilir sonuçlar mı ürettiği anlaşılabilir.
Denetim ve dava verileri yapay zekâyı geliştirebilir
TNB'nin denetim sonuçları ile kendisine yansıyan işlem kaynaklı dava ve tazminat dosyaları, kişisel bilgilerden arındırılarak ortak hata sınıflarına dönüştürülebilir.
- Kimlik veya taraf eşleşmesi,
- Yetki kapsamı,
- Eksik belge,
- Belgeler arası çelişki,
- İşlem metni ile talep arasındaki fark,
- Vatandaşın iradesinin yanlış anlaşılması,
- Yetersiz veya eksik açıklama,
- Süre ve tarih uyumsuzluğu.
Bu sınıflandırma yapıldığında hangi hata türlerinin hangi işlemlerde yoğunlaştığı görülebilir. Daha önemlisi, her önemli denetim bulgusu yapay zekâ sistemi için yeni bir test örneğine dönüştürülebilir.
-
Kişisel bilgileri arındır
Kişisel bilgilerden arındırılmış benzer bir test dosyası hazırlanır.
-
Hatanın yakalanıp yakalanmadığını ölç
Yapay zekâ sisteminin bu hatayı fark edip etmediği kontrol edilir.
-
Kural veya kontrol geliştir
Gerekli iyileştirme yapılır ve yeni model sürümü öncesinde aynı test tekrar çalıştırılır.
Yazılım geliştirmede buna geriye dönük hata testi denir. Bir kez karşılaşılan önemli bir hatanın, sistem güncellendiğinde yeniden ortaya çıkmaması amaçlanır.
Denetimde bulunan her hata yalnızca geçmişte kalmış bir eksiklik değil, gelecekte aynı hatanın tekrarlanmasını önleyecek bir sistem testine dönüşmelidir.
Önce sessiz çalışan bir pilot sistem kurulabilir
Böyle bir yapay zekâ sistemini doğrudan canlı işlemlerde karar mekanizması olarak kullanmak doğru olmaz. İlk aşamada sistem “sessiz modda” çalışabilir.
Bu modelde yapay zekâ belgeleri inceler ve uyarılarını üretir; fakat bu uyarılar işlem akışını etkilemez. İşlem mevcut yöntemle devam eder.
Daha sonra yapay zekânın ürettiği sonuçlar uzmanlar tarafından geriye dönük olarak incelenir:
- Gerçek bir hatayı yakaladı mı?
- Gereksiz uyarı mı verdi?
- Personelin zaten fark ettiği bir noktayı mı tekrarladı?
- İnsanın gözden kaçırdığı bir ilişkiyi mi buldu?
- Vatandaşa açıklanması yararlı olacak bir bölümü doğru seçti mi?
Sistem yeterli doğruluk ve kabul edilebilir gereksiz uyarı oranına ulaştığında, sınırlı sayıda işlem türünde personelin ekranına uyarı vermeye başlayabilir.
İlk pilot için işlem adımları belirgin, işlem hacmi yüksek ve sonuçları ölçülebilir alanlar seçilmelidir. Böylece yapay zekânın faydası bir beklenti veya tanıtım söylemi olarak değil, gerçek işlem verileri üzerinden değerlendirilir.
Amaç daha hızlı işlem yapmakla sınırlı olmamalıdır
Yapay zekâ noterlik işlemlerini hızlandırabilir. Belgeleri daha kısa sürede inceleyebilir, metinleri karşılaştırabilir, standart açıklamaları hazırlayabilir ve noterlik personelinin tekrar eden iş yükünü azaltabilir.
Ancak yalnızca hız hedeflenirse önemli bir fırsat kaçırılmış olur.
Özellikle üçüncü alan noterliğe duyulan güvenin temelini güçlendirebilir.
Çünkü vatandaş açısından güven yalnızca belgenin sahte olmaması değildir.
- Kimliğinin doğru doğrulandığını,
- İradesinin metne doğru yansıtıldığını,
- İşlemin sonuçlarının kendisine açıklandığını,
- Anlamadığı noktaları sorabildiğini,
- Kendisini yanıltabilecek bir durumun fark edilmesi için gerekli kontrollerin yapıldığını
bilmek ister.
Bu yaklaşım noterliklerin gelecekteki rolünü de değiştirebilir
Vatandaşın kimliğini doğrulayan, iradesinin ne olduğunu kontrol eden, gerekli belgeleri farklı kamu sistemlerinden sorgulayabilen ve işlemin sonuçlarını anlaşılır biçimde açıklayabilen bir noterlik yapısı yalnızca mevcut görevlerinde daha güçlü hâle gelmez.
Aynı zamanda başka kamu hizmetlerinin vatandaşa ulaştırılmasında da güvenilir bir temas noktası olabilir.
Kamu hizmetlerinin önemli bir bölümü başvuru sahibinin gerekli şartları taşıyıp taşımadığını ve belgelerin tamam olup olmadığını kontrol etmeye odaklanır.
Noterlik ise buna ek olarak vatandaşın ne yaptığını anlamasını, iradesinin doğru kayda geçirilmesini ve işlemin sonuçlarının açıklanmasını sağlayabilecek bir yapıya sahiptir.
Yapay zekâ, noterlik personelinin daha fazla işlem türünü daha kısa sürede inceleyebilmesini ve farklı kamu kurumlarına ait başvuruları ortak bir teknik altyapı üzerinden yürütebilmesini sağlayabilir.
Bu nedenle yapay zekânın güvenilirliği artırma kapasitesi yalnızca bugünkü noterlik işlemleri bakımından önemli değildir. Noterliklerin gelecekte üstlenebileceği yeni kamu görevlerinin de teknik temelini oluşturabilir.
Bu konuyu bir sonraki yazıda ayrıca ele alacağım.
Sonuç: Güven, hatasızlık iddiasıyla değil, denetlenebilir kontrolle kurulur
Yapay zekâ hata yapabilir.
İnsan da hata yapabilir.
Güvenilirlik, bunlardan birini kusursuz kabul etmekle artmaz. Farklı hata türlerini yakalayabilecek kontrol katmanları kurmakla artar.
Yapay zekâ noter adına karar vermemeli, işlemi otomatik olarak tamamlamamalı ve vatandaşın iradesi hakkında hüküm kurmamalıdır.
Fakat;
- Belgeler arasındaki tutarsızlıkları gösterebilir,
- Eksik veya olağan dışı noktaları işaretleyebilir,
- Vatandaşa yapılacak açıklamayı sadeleştirebilir,
- Önemli işlem sonuçlarını görünür hâle getirebilir,
- Yapılan kontrolleri kayıt altına alabilir,
- Denetim ve dava sonuçlarından öğrenen ortak bir kalite sisteminin kurulmasına yardımcı olabilir.
Asıl görevi, vatandaşın neye imza attığını daha iyi anlamasına ve noterin görülmesi gereken noktaları zamanında görmesine yardımcı olmaktır.
Çünkü noterlikte güven yalnızca doğru hazırlanmış bir belge değildir.
Güven, doğru hazırlanmış belgenin bilinçli ve gerçekten anlaşılmış bir iradeyle imzalanmasıdır.